2.jpg

> HİRA GÜNLERİ

Hz. Muhammed, kırk yaşlarına doğru, yaşadığı toplumun kötülüklerinden uzak kalmak için yalnızlığı seçiyordu. Dedesi Abdülmuttalip ve bazı Haniflerin yaptığı gibi ramazan ayı gelince Mekke yakınlarında bulunan Nur

Dağı’ndaki bir mağaraya gider ve orada inzivaya çekilirdi. Orada ibadetini yapar ve tefekkür ederdi. Zaman zaman ihtiyaçları için şehre iner, erzak alır tekrar Hira’ya dönerdi. Dinî ve ahlaki bozulmalar onu çok rahatsız ediyordu.

O, çocukluğundan beri bir Hanif gibi yaşıyordu. Toplumun kötü yaşantısını benimsemiyordu. Fakat o, buna rağmen daima toplumu düşünüyordu. Ancak onları bu ahlaki çöküntüden kurtaracak çareyi bulamıyordu. O, âdeta bir çıkmazda idi. Ne yapacağını şaşırmıştı. Kur’an’da Allah, o zamanki hâline işaretle Peygamberimize hitaben, “O, (Rabb’in) seni şaşırmış hâlde bulup doğru yola iletmedi mi?”  buyrulmuştur.

 

Hz. Peygamberin bu ibadet ve tefekkür hâli vahiy gelinceye kadar devam etti. Bu süreçte bazı rüyalar görüyordu. Bu rüyalar aynen çıkıyordu. Bu durum, peygamberliğe bir hazırlıktı. Vahyin gelişine kadar bu tür rüyalar devam etti.Allah, onu küçüklüğünden itibaren peygamberlik için hazırlamıştı. O, şirk, zulüm, putlara tapmak ve her türlü kötülükten uzak durmuştu. Hz. Muhammed, yaşadığı toplumda sadakati, dürüstlüğü ve güzel ahlakı ile tanınmıştı.

Allah, insanlardan dilediğini peygamber olarak seçer. Yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmuştur:

 “… Allah, peygamberliği kime vereceğini daha iyi bilir…” Allah, son peygamber olarak Hz. Muhammed’i seçmişti.

Designed by Eyup Demir